Cumhuriyet Manifestosu

Cumhuriyeti bize armağan eden şanlı ecdadımız yolunda ve bu ulu mirası korumakla mesul olan ilim rehberliğini kabul eden manevi mirasçıları olarak yola çıkmış bulunmaktayız.

Bize ışık olan bu rehberden kastettiğimiz ilim; hakikati bilmektir. Yoksa okumuş insanlardan en büyük cahil çıkabildiği gibi, hiç okumak bilmeyenlenlerden de hakikati gören çıkabilir.

Bu hakikat üzere hastalıklarımızı incelersek temel olarak halkımızın temiz ve saf dini duygularını kullanarak menfaat ilişkileri kurmuş iç ve dış mihrakların olduğunu görmekteyiz.

Hiçbir hukuki temeli ve varlığı bulunmayan Dernek ve vakıf kamuflajını kullanmak suretiyle cemaat ve tarikat adı altında kurulmuş bu teşkilatlar siyasal ve sosyal olarak cemiyetimizi içten kemiren bir hastalık halini almıştır.

Vatan toprakları dahilinde kümelenmiş olan bu kuruluşlar harici ve dahili düşmanların uğrak noktası halini aldığı gibi halkımızın inanç ve sosyal yapısı üstünde yüksek bir tesire sahiptirler. Özellikle görünüşte aldatıcı etkiye sahip bir yönetim teşkilatı ile hakikaten dini inançları yüksek insanımızı kendi nüfuzuna alarak tehlikeli bir yapıya dönüşmüşlerdir. Ancak bazı cemaat ve tarikatlar kendi menfi çıkarları dışına çıkarak ülkemizde yerleşik bulunan karşıt unsurlara yer temin etmek, saklamak ve gerektiğinde finanse ederek dış mihraklar ile ortak çalışmaktadırlar. Bunun delilleri ile farkında olan hükumet yetkilileri ise sonunda ibrenin kendilerine geleceğini zannedip bu duruma seyirci kalmaktadırlar. Gaflet ve dalalet içinde bulunan cemaat ve tarikat yöneticilerin dini vecizelerini yerine getirmek bir yana dursun insani ihtiyaçlarını kendilerince göremezken hükumetin buna seyirci kalması içinde bulunduğumuz tehlikenin boyutlarını göstermektedir. Bundan daha önemli bir hastalık keşfedemeyiz; hastalık budur.

14 Ocak 1970 Tarih ve 1211 Sayılı Kanuna göre; Ülkemiz, dünya ile birlikte itibar para sistemine geçmiştir. Bu da hükümetlere resmî olarak Para sayısında hiçbir kıstas gözetmeyerek “Enflasyon” yaratma yetkisi vermiştir. Türk Lirası’nın sayısının arttırılmak suretiyle Nominal Değeri sabit kalsada Değerinin düştüğü görülmektedir. Enflasyon, aslında faizin kardeşidir. Enflasyon oranında artış beraberinde onu karşılayacak bir Faizin olmaması halkımızı yerel paramızın dışında farklı mübadele araçlarına yönelmesine sebep olmaktadır. Örnek vermek gerekirse; 2015 yılında bir Milyon Türk Lirası ile 2020 Yılında ki bir Milyon liranın satın alma gücündeki farklılık. Faiz haram diyenler aslında inandıkları Yüce kitaba aykırı hareket etmektedirler. Faiz’in “faiz” olabilmesi için Paranın Mutlak suretle Enflasyondan etkilenmiyor olması gerekmektedir. Para basma kararının kişi, kurum ya da kuruluşlarda olması Enflasyonun yegane nedenidir. Enflasyon, mal veya hizmetlerin fiyatındaki artış değil bilakis para sayısındaki artışa oranla fiyatlardaki artıştır.

Parasal sistemin sürdürülmesi adına Türk Lirası’na itibarını geri kazandırmak için para basma kararının referanduma tabi olarak Anayasal düzeyde halka tevdi edilmesi gerektiğini savunmaktayız. Bilinmektedir ki; sağlam ekonomi ve ticaret ancak nisabı bir temele dayandırılmış ya da bir güvence ile desteklenmiş yerel para ile sağlanabilir.

Bu düzenin son bulması adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düşüncelerimizi dile getirerek destek bulmaya çalışacağız. Bu desteği bulamazsak milletin kendisine müracaat edeceğiz.  

Bir kere millet benliğine hakim olsun ve düşünebilsin, yeter! Gerisi zaten kendiliğinden vuku bulacaktır. Buna olan inancım tamdır. Netice itibariyle içinde bulunduğumuz ahval sürdürülemez olup milli hedef doğrultusunda manevi desteklerinizi milletimiz için istirham ederim.

Unutmamak Gerekir ki; Bütün ilerlemeler, insan fikrinin eseridir. Cumhuriyet dahi…